Kuran'da İki Kâfir, İki Mü’min Dört Kadın Örneği

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ


 Mahrem yerini korumuş olan, İmran kızı Meryem’i de ona ruhumuzdan üflemiştik de Rabbinin sözlerini, kitaplarını tasdik etmiştir. Ve o gönülden itaat edenlerdendi.10- Allah küfredenlere Nûh'un karısıyla Lût'un karısını misal gösterir. Onlar, kullarımızdan iki salih kulun nikahında iken hainlik ettiler. Ve onları Allah'tan hiçbir şeyle kurtaramadılar. O iki kadına  "Ateşe girenlerle beraber siz de girin!" denildi.

11- Allah iman edenlere de Firavun'un karısını misal gösterir. O "Rabbim bana katında, cennette bir ev yap. Beni Firavun'dan ve onun yaptıklarından kurtar. Beni şu zalimler güruhundan kurtar" demişti.

12- Mahrem yerini korumuş olan, İmran kızı Meryem’i de ona ruhumuzdan üflemiştik de Rabbinin sözlerini, kitaplarını tasdik etmiştir. Ve o gönülden itaat edenlerdendi.

[Tahrîm Suresi – 10/11/12]

İşte şu Nûh peygamberin karısı, öbürü de Lût peygamberin: “Onlar, kullarımızdan iki salih kulun nikahında iken”… “hainlik ettiler”… “Ve onları Allah'tan hiçbir şeyle kurtaramadılar”… “O iki kadına ateşe girenlerle beraber siz de girin!" denildi.”

Küfür ve iman konusunda hiçbir şefaât ve üstünlük mevzuu bahis olmaz. İtikadî ihanet konusunda peygamber karısı olmak bir şey sağlamaz.

Ve işte şu da Firavun’un karısı. İçinde yaşadığı küfür tufanı onu tek başına kurtuluş yoluna gitmekten alıkoymamış… Firavun’un konağında hem de...

O konakta Rabbinin cennetteki köşklerini talep ederek kötülüklerden arınmış. 
Firavunla münasebetlerinden kurtularak Rabbinden kurtuluş istemiş. Yaptığı amellere bir kötülüğün ilişmesinden endişe ederek Firavun’un yaptıklarından da uzaklaştırmış kendisini : “Rabbim bana katında cennette bir ev yap. Beni Firavun’dan ve onun yaptıklarından kurtar".
Onların arasında yaşadığı halde Firavun'dan ve onun kavminden uzaklaşmıştı.“Beni zalimler güruhundan kurtar”…

Firavun’un karısının duası ve durumu dünya hayatının basit değerlerinin üstüne çıkışın açık misalidir. Doğrusu Firavun’un karısı o gün yeryüzündeki hükümdarların en büyüğünün hanımıydı.

Bir kadının isteyeceği ve gönül bağlayacağı şeylerin en değerlisini bulurdu. Firavun’un sarayında. 
Ama o bütün bunları bırakarak imanıyla yücelmek istemiştir. Bütün bu şeylerden vazgeçmekle kalmamış onlardan Allah’a sığınarak kötü olduklarını kabul etmiş bir musibet olarak telakki edip Allah’ın kendisini onlardan kurtarmasını istemiş.

Firavun’un karısı geniş ve güçlü bir hükümdarın yurdunda yalnız başına inanmış. Bu da bir ayrı büyük lütfudur Allah’ın. Daha önce de belirttiğimiz gibi kadın toplumun baskısına ve hâkimiyetine karşı daha hassas bir varlıktır.

Onu daha çok hisseder. Ama işte şu kadın… Tek başına… Bir toplumun baskı ortamında, bir köşkün havasında, bir hükümdarın baskısı altında, krallık bendeganının ağırlığı içerisinde… Evet, bütün bunların arasında başını semaya kaldırmış… Tek başına bu azgın küfür okyanusunda avcunu Allah’a açmış…

Her türlü tesirden, her türlü bağlılıktan , her türlü engellemelerden ve çağrılardan kopup yalnız ve yalnız kendini Allah’a vermenin üstün bir örneği bu..Onun içinde Allah’ın ölümsüz kitabında bu işarete lâyık olmuş ve yücelerin yücesinden inen, kâinatın dört bir yanında çınlayan sözlerde anılmayı hak etmiştir.

“İmran kızı Meryem’i de .”… Diğer sûrelerde de belirtildiği gibi Allahuteâlânın doğuşundan beri durumundan bahsettiği İmran kızı Meryem de kendini Allah’a adamanın bir numunesidir.Burada onun temizliği de hassaten belirtilerek Ahlâksız yahudilerin yaptıkları iftiralar reddediliyor : “Mahrem yerini korumuş olan… ” “Ona ruhumuzdan üflemiştik de… ”

İşte bu nefhadan doğmuştu İsa peygamber…

[Fîzılâl-il Kur'an]