Sahabe Sofrası

Peygamber Efendimizin evinde bir şey bulunmadığında 1 hurmayla oruç tuttuğu ve 1 hurma ile orucunu açtığı zamandan günümüze … Davetlerde yapılan envai çeşit yemeklere ve o muhteşem sofraları anlatan ibretlik gerçek bir hikâye…
Çok sevdiğim kıymetli Yazar- Perihan Akçay’ın “Kardelen Çiçeği Kitabından Bir Gerçek Öykü”


Peygamber Efendimizin evinde bir şey bulunmadığında 1 hurmayla oruç tuttuğu ve 1 hurma ile orucunu açtığı zamandan günümüze … Davetlerde yapılan envai çeşit yemeklere ve o muhteşem sofraları anlatan ibretlik gerçek bir hikâye…

Sahabe Sofrası

  Misafirler, önlerinde sıralı duran binbir çeşit nimetten tadabilmek için dört gözle iftar zamanını bekliyorlardı. Türlü çeşit kahvaltılıklar,pastırmalar, dolmalar dizi dizi. Bir de bunlara, kenarda sırasını bekleyen etler, börekler, tatlılar eklendiğinde midedeki sabırsızlık gitgide artıyordu.
Ev sahibi ilk defa evine gelen bu kıymetli misafirlerini layıkıyla ağırlamaya çalışırken, kulağına gelen konuşmalardan üzüntü duydu.
"-Yok canım, bu kadarı da israf!..."
"-Allah bunların hesabını tek tek soracak göreceksiniz."
"-Efendimiz ne yapardı? Birkaç hurma, zeytin, tuz, zemzem. İşte iftar ettiği yiyecekler. Sahabe devrinde bunların binde biri bile yoktu."

"-Ne yapalım kardeşim. Bunun cezasını ev sahibi düşünsün."
"-Allah bizleri affetsin. Bunun yerinde bir sahabe sofrasında olsaydık huzurla dolmaz mıydık?"
   İftar topu atıldı. Akşam ezanları okundu. Sahabe yaşantısına özlemle yapılan konuşmalar, daha sonraki bir davet başlangıcına ertelenip; kaşıklar çatallar hızla çalışmaya başladı.
  Birkaç gün sonraydı. İçlerinden başka bir efendinin evindeydiler şimdi. Bütün misafirler, bir önceki iftar sofrasına katılanlardan seçilmişti. Sofranın hazırlandığı büyük salona girince şaşırdılar. Yere yayılan bir örtü üzerine sırayla ikişer tabak halinde tuz, hurma ve zeytin konulmuştu. Kenarlarında ise zemzem bardakları.
Neyse... Çaresiz yere dizler çöktü. Bağdaşlar kuruldu.. Ezan sesleriyle beraber, besmeleler eşliğinde oruçlar açıldı. Gözler kapıda, çorbayı bekliyordu. Dakikalar geçti. Mutfaktan ne gelen vardı ne giden. Nihayet biri dayanamayıp ev sahibine seslendi.
"-Namazı geciktiriyoruz ya huu !.. Çorba nerede kaldı?"
"-Ne çorbası" diye sordu ev sahibi.
"-Canım, davette değil miyiz? Hani çorbamız, böreğimiz, pilavımız.?"
İzah etti adam;
"-Bundan başka bir yiyecek hazırlatmadım sizlere. Geçen gün sahabe sofrasına olan özleminizi görünce, daveti böyle yapmaya karar verdim. Fazlası haram diye üzülmüyor muydunuz ?"
   Namaza kalktıklarında çoğunun karnı açtı hâlâ. Davete geldiklerinden bir şey anlamamışlardı.
Demek ki ahir zamanda sahabe hayatını yaşamaya özenmek, yalnızca dillerde bir fantaziden ibaretti.

 Perihan Akçay